YOLUN SONU
5/10/2008 · Kategori: Guncel
Eylül ayı ile birlikte Türkiye olağanüstü gelişmeler yaşamaya başladı. Korgeneral Galip Mendi’nin Kandıra cezaevinde tutuklu olan emekli Komutanlara Genelkurmay adına yaptığı ziyaret, Hava Kuvvetleri Komutanı Aydoğan Babaoğlu’nun “Ergenekon’un ne olduğu daha belli değil” şeklindeki açıklaması, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının hep birlikte Güneydoğu’ya yaptıkları ziyaret, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının; Ergenekon Soruşturması kapsamında İşçi Partisi’nde yapılan aramada yasaların ihlal edildiği iddiasını ciddi bularak soruşturma başlatması, Zekeriya Öz hakkında Bakanlık müfettişlerinin yaptığı soruşturmanın tamamlandığı yönündeki haberler, Ulusal Kanal Genel Yayın yönetmeni ve İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever’in sağlık nedenleriyle de olsa tahliyesi vb….
Bütün bunlar yeni bir gelişmenin habercileri olarak ele alınabilir. Ama belki de en önemli olan veya daha doğrusu Türkiye açısından yeni bir sayfanın açılmasında en etkili olacak olan gelişmeler; Almanya’daki “Deniz Feneri” soruşturması ve Türkiye’deki Şaban Dişli olayının ortaya koyduğu AKP ile ilgili yolsuzluk dosyaları olacak gibi görünüyor.
DENİZ FENERİ OLAYI
İnkar edilemeyecek gerçek şudur: Tartışma götürmez belgelerle (Mahkemeye sunulmuş durumda) ortaya çıkmıştır ki, milyonlarca Euro’luk dolandırıcılığa adı karışan Zekeriya Karaman, Zahid Akman ve Mehmet Gürhan; Tayip Erdoğan’ın ya yıllar öncesinden yakın arkadaşlarıdır ya da son yılların gelişmeleri içinde yakın ilişki içinde olduğu isimlerdir.
Sebahattin Önkibar, Yeni Çağ gazetesindeki köşesinde 1993 yılında Melih Gökçek’in referansı ile o zaman RP İstanbul il Başkanı olan Tayyip Erdoğan’ın Zekeriya Karaman ve Zahid Akman ile birlikte Kanal 7 adlı yeni bir televizyon kanalının kuruluşu konusunda kendisiyle konuşmaya geldiklerini anlatır.
Zekeriya Karaman ve Zahid Akman patlak veren büyük yolsuzluk olayında adı en çok geçen kişiler. Zahid Akman, Almanya’da bu olayla ilgili olarak adı geçen hemen bütün kuruluşlarda yöneticilik yapmış.
93 öncesini bilmiyoruz ama Sebahattin Önkibarın tanıklığı ile 1993 yılından sonrası için, Akman ile Erdoğan arasındaki bir kader birliğinden bahsedebiliriz. Nitekim Zahid Akman Tayip Erdoğan tarafından devletin en önemli kurumlarından biri olan RTÜK’ün başına getirilmiş ve hakkında iddialar ortaya atılınca da Akman’ı cansiparane savunmuştur.
Zekeriya Karaman ise bütün bu milyonlarca Euro’luk dolandırıcılığın merkezinde görünüyor. Paraların ciddi bir kısmı doğrudan Karaman’a yani Kanal 7’ye aktarılmış.
Mehmet Gürhan ise Tayip ile Almanya’da omuz omuza fotoğraf çektirecek kadar yakın. Bugünlerde Frankfurt’taki Mahkemede Paraların bir cent’inin bile Tayyip’e gitmediğini kanıtlamak için çırpınıyor.
Dolaysıyla ortaya şöyle bir manzara çıkıyor. Tayip Erdoğan’ın yakın arkadaşları organize bir suç örgütü oluşturmuşlardır. Bu gerçeğin ortaya çıkmış olması, Tayip Erdoğan’ın her türlü ölçüyü kaybetmesine, hukuku unutmasına ve özlediği Ortaçağ düzenine ait bütün keyfilikleri ortaya koyan tutumlar içine girmesine yol açtı.
AYDIN DOĞAN İLE KAVGA
Tayip Erdoğan ve ittifak ettiği güçler son bir yıl içinde basını kontrol altına alma yolunda önemli bir mesafe aldılar. Fethullah’ın basın alanında ele geçirdiği yeni mevziler, Tayyip’in Çalık grubuna aldırdığı Sabah ve Atv, gene Tayyip’in baş destekçisi durumuna gelen Hedef grubunun Star’ı, hep beraber düşünüldüğünde basın yayın dünyasının yarısı Tayyip’in emrine girmiş oluyor.
Geriye kalan yüzde 50 de kararlı olarak İktidarın karşısında değil. AKP’nin hışmına uğramamak için, yapılan kanunsuzluklara göz yummalar bu cenahta da sık sık görülüyor.
Ama diktatörlük özlemcisi, gerçeğin birazcık da olsa yazılmasından hazzetmez. Bu tavrın uç noktası Abdülhamit’ döneminde “Yıldız”, “Burun” vb gibi sözcüklerin yazılması ile ilgili olarak anlatılan hikâyelerdir.
Tayyip’tede yavaş yavaş, “Abdülhamit semptomları” görülüyor.
Basından Doğan grubunun temizlenmesini amaçlayan bu kavga nereye kadar gidebilir? Bundan sonra Ertuğrul Özkök’ün büyük özlem ve istekle dillendirdiği “uzlaşma” olabilir mi?
Zor görünüyor. Bundan sonraki durak, ya bütün muhaliflerin temizlenerek veya sindirilerek Amerika’nın “Ilımlı İslam Diktatörlüğü”nün kurulması, ya da Türkiye’nin Tayip Erdoğan’dan kurtulması olacaktır.
BÜYÜYEN CEPHE
Son olarak Devlet Bahçeli’nin, “Deniz feneri” olayı üzerine Tayyip’in aldığı tavra gösterdiği tepki önemlidir. Devlet Bahçeli bilindiği gibi bugüne kadar en kritik anlarda Tayip Erdoğan’a sunduğu destek ile biliniyor.
2003 yılındaki erken seçimden Türban Yasası’nda verilen desteğe; ve nihayet Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesine kadar her kritik noktada MHP desteğini esirgemedi.
İşte bu MHP, şimdi AKP’ye yönelik zehir zemberek bir suçlama yaptı.
AKP’nin yanında Amerika ve Fethullah var. Karşısında ise bütün Türkiye…
Bu tablodan AKP’nin zaferle çıkması mümkün görünmüyor. m
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
ARANAN SAVCI NASIL BULUNDU
5/10/2008 · Kategori: Siyaset
Anlatılanlara göre, Savcı Öz, 17 Mayıs 2006 Danıştay suikastından beri aranıyordu. Olaydan hemen sonra Abdullah Gül, Başbakan Yardımcısı ve Terörle Mücadele Yüksek Kurulu Başkanı sıfatıyla Emniyet ve MİT yöneticilerini topluyor. Bu bilgilendirme toplantısında (brifing diyorlar) Abdullah Gül’ün önüne bir şema konuyor. İsmet Berkan’ın yazdığına göre, Abdullah Gül, şu “açık talimatı” veriyor:
ABDULLAH GÜL’ÜN TALİMATI
“Bana anlattıklarınızı delillendirip savcıya da anlatın, hepsi yakalansın, yargılansın.”1
“Açık talimat” terimi İsmet Berkan’a ait.
“Açık talimat”ın içeriği ise, Ergenekon Operasyonu’nun bütün sırlarını ortaya döküyor:
- “Delillendirin”,
- “Savcıya anlatın”,
- “Hepsi yakalansın”,
- “Hepsi yargılansın”.
Bunları, savcı veya polis müdürü söylemiyor, o sırada Başbakan Yardımcısı koltuğunu işgal eden Abdullah Gül söylüyor.
Başbakan Yardımcısı “Delillendirip savcıya anlatın” diyorsa, bunun “delil uydurun” anlamına geldiğini, yine İsmet Berkan’ın yazılarından öğreniyoruz:
DANIŞTAY SALDIRISIYLA BAĞLANTI KURULAMIYOR
Ergenekon şeması, sözü geçen toplantıda Abdullah Gül’ün önüne konduğu zaman, “Danıştay saldırısı ile çok sonra İstanbul’da başlayacak olan Ergenekon soruşturması arasında somut bir bağlantı kurulamıyor. Emniyet ilk gün getirip Abdullah Gül’e sunduğu istihbari bağlantıları savcıya sunamıyor, delillendiremiyor.”2
Uydurma bir “şema” var!
Fethullahçı Gladyo’nun uydurduğu “istihbari bağlantılar” var.
Ancak delil yok!
İşte o delilleri imal etme talimatını Abdullah Gül veriyor.
Ancak talimat yalnız delil bulmaya yönelik değil, aynı zamanda savcı bulmayı da içeriyor.
Burada hayli zorluk çekilmiş. Fethullahçı “güvenlik yetkilileri” Gazeteci Murat Yetkin’e “savcı bulunamıyor” diye yakınıyorlar. 3
“NASIL OLDUYSA” ZEKERİYA ÖZ
En sonunda delili olmayan uydurulmuş suçlamalarla soruşturma yürütecek o “savcı” da bulunuyor. İsmet Berkan’dan dinleyelim:
“Nasıl olduysa İstanbul’da Zekeriya Öz isimli bir savcı bulundu. (…) Bütün bunların 2003 sonu 2004 başında yaşanan darbe girişimleriyle bağını keşfetti.”4
“Nasıl olduysa” deyişi yine İsmet Berkan’dan.
Evet “Nasıl olduysa!”
İşte Savcı Zekeriya Öz’ün bulunmasını anlatan anlamlı sözcükler: “Nasıl olduysa!”
Nasıl olduğunu, olanlardan anlıyoruz. Savcı Öz, “uydurduğu delillerle” kendi bulunuş nedenini de ortaya koyuyor. Ve İsmet Berkan’ın yazdığı gibi, 2006 yılında gerçekleşen Danıştay suikastı ile iki yıl önce 2003-2004 yıllarındaki “darbe girişimleri” arasındaki “bağı keşfediyor”.
Darbe 2003, 2004’te!
Oysa Danıştay suikastı 2006’da.5
Bağlantıyı “keşfeden” savcının yeteneği işte burada. İki yıl sonrasının suikastıyla
iki yıl önceki darbe girişimi arasında bağlantı kurabiliyor.
Danıştay suikastı, kurguya göre niçin yapılmış?
- “Darbe ortamı hazırlamak” amacıyla.
Ancak darbe girişimi iki yıl öncesinde kalmış. Suçlanan komutanlar, Org. Yalman, Org. Eruygur, Org. Fırtına, Org. Tolon hepsi emekli olmuş.
Mantık yok. Ama Fethullahçı Gladyo’nun 1998’den beri uydurduğu kurguları yargı önüne getirme cüreti var.
BOP EŞSAVCILIĞI
“Aranan savcı” bulunmuştur.
“Bulunan savcı”nın CIA ile buluşturulduğu haberi de yine basında yer aldı. Fatih Altaylı, Savcı Zekeriya Öz’ün El Kaide soruşturmasında CIA ekibiyle görüşmeler yaptığını belirtti ve bu görüşmeden sonra Ergenekon savcılığına getirildiğine dikkat çekti. Altaylı, yorumu izleyiciye bırakıyordu.6
Böylece Ankara’daki BOP Eşbaşkanlığı’ndan sonra İstanbul’da da BOP Eşsavcılığı kuruldu. Bu BOP Eşsavcılığı’nın İstanbul C. Başsavcılığı’nın denetimi dışında çalıştığı haberleri gazetelerde sık sık yayımlandı.
SUÇ İŞLEME AYRICALIĞI
Örneğin İşçi Partisi yöneticilerinin gözaltına alınması konusu Savcı Zekeriya Öz tarafından üç kez İstanbul Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’in önüne götürülmüş, ancak reddedilmişti.7
Ne var ki, Savcı Zekeriya Öz’ün arkasındaki kuvvet büyüktü. Bulunan savcı, beğenilmeyen Başsavcı’dan daha güçlüydü. Arkasında ABD vardı; Fethullah Hoca vardı; AB vardı; Tayyip Erdoğan vardı; Abdullah Gül vardı; Mehmet Ali Şahin vardı. PKK ve DTP ve bilcümle Türkiye ve ordu düşmanı örgüt ve çevreler de, açıkça ve üstün bir gayretle Zekeriya Öz’ü destekliyor ve alkışlıyordu.
Bulunan savcının Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan farkı, Ergenekon İddianamesi kamuoyuna açıklandığı zaman da ortaya çıktı. Başsavcı Aykut Cengiz Engin, İddianame’nin sorumluluğunu üç savcıya yüklüyor, basına sızdırılan bilgi ve belgelerin “gerçek dışı” olduğunu vurguluyordu. Basına sızdırılan yalan haberlerle “bilgi kirliliği” yaratılmış ve “şüphelilerin özel yaşamları ve temel hakları ihlal edilmişti”.8
Bütün bunlar, suçtu!
Savcı Zekeriya Öz ve ekibi suç işlemişti.
Ama o “bulunan” savcı idi.
Suç işleme ayrıcalığı vardı.
DİPNOTLAR:
1 İsmet Berkan, Radikal, 4 Temmuz 2008.
2 İsmet Berkan, “Ergenekon’un Yakın Tarihi (5)”, Radikal, 9 Nisan 2008.
3 İsmet Berkan, Radikal, 4 Temmuz 2008.
4 İsmet Berkan, aynı yerde.
5 Abdullah Gül ve ismi belirtilmeyen bir “hükümet yetkilisi”, Danıştay suikastı ile 2003-2004 yıllarındaki askeri darbe girişimleri arasında bağ kurduklarını, Hasan Cemal’e de anlatmışlar: “Hükümet olarak vakıfız ne olup bittiğine… Tabii sivil ayağı da var cuntasal kalıntıların… Birkaç emekli büyükelçi, akademisyen.“ Hasan Cemal, Milliyet, 4 Mayıs 2007.
6 www.haberturk’te yer alan bu haberi, Fatih Altaylı Haber Türk televizyonunda Sevilay Yükselir ile söyleşisinde de vurguladı (Eylül 2008).
7 Hürriyet, 22 Mart 2008, s.26.
8 Başsavcı Aykut Cengiz Engin’in İddianame’yi kamuoyuna açıklaması konusunda bkz. gazeteler, 15 Temmuz 2008 ve özlü bir yorum için bkz. Aydınlık, 20 Temmuz 2008, sayı 1096, s.17.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Ergenekon İddanamesi (syf. 2401-2455)
26/7/2008 · Kategori: Dokumanlar
Tape:3911, 10.03.2008 tarihinde X kişi (Ankesörlü telefondan konuşan) ile görüşmesinde özetle;X Kişi: "Bugün görüşmek biraz mümkün değil uzaktayım da yarın ee çok erken saatlerde olur", İhsan: "Tamam o zaman bi çaldırır mısın tekrar", X Kişi: "Aa ne zaman ha geldiğimde geldiğimde mi bir saat evvel çaldırırım tamam mı", İhsan: "Yani ee", X Kişi: "Hadi hadi bu şekilde arayacam hadi", İhsan: "Tamam oldu", X Kişi: "Hadi bakalım hadi hadi" dediği,
Tape:3912, 11.03.2008 tarihinde X kişi ile görüşmesinde özetle;İhsan: "Büyük Yerde misin sen", X Kişi: "Ha,yok onlar küçük yerdeler.", İhsan: "Küçük evdeler mi", X Kişi: "Öbür taraftalar.",İhsan: "Onlar toplandı da ben rabıta yapayım onlarla sen büyük yerdesin herhalde", X Kişi: "Ben Büyük yerde değil ya ben mangaldayım onlar öbür dükkanda.", İhsan: "İşte Mangalın orasını diyorum da hani "büyük yer" diye.", X Kişi: "Tamam işte sen de gideceksin oraya burada takılmanın ne anlamı var. Onların yanında olmayacan mı sen", İhsan: "Onlar şu an başka bir toplantı yapıyor benimle bir alakası yok o toplantının.", X Kişi: "Ee geç orda otur bir yerde, o senin toplantın başlarsa geçersin.", İhsan: " Oldu tamam anladım dayı sağol" dediği,
Tape:3913, 11.03.2008 tarihinde X Kişi ile görüşmesinde özetle;İhsan: "...bu Mustafa ÖZTÜRK var ya bu şeyin sahibi", " O bana biraz JİTEM havası yapan çocuk var burada onlarla toplantıdalar.", "...bir kumpas kuruyorlar etrafımda gene bu ıı.. ne diyorlar benim evlendiğim kadının ekibi ama" , X Kişi: "Oraya gelmem mi gerekiyor", İhsan: "Onu düşünüyorum da ama ıı.. şey yok ne diyorlar senin başını belaya sokmayayım. Şimdi ben
onları takip ediyorum, gözetliyorum ne yapacaklar diye de çünkü o Ayşe Nazmiye UÇA..................
ya yardım eden tayfa şu an burada." , ".. beklemediler benim buraya geleceğimi herhalde, bakalım acayip bir kumpas kuruluyor gene ama, bakalım nedir Her neyse.", X Kişi: "Gelmem gerekiyorsa geleyim.", İhsan: "Yok abi nolcak ki. Adam burada silahı çıkarıp sıkarsa sıkıcaklar. Sıkmazlarsa he he ne bileyim yani bakalım ne olacak, m... ama baya rahatsız oldular. Baya rahatsız oldular bakalım. Sen beni bi 15 dakka 15 dakkaya bir ara veya 10 dakka 10 dakkaya bir ara oldu mu, Şey çıktı mı bir Ayhan hanım gelmişti ya ziyaretimize", X Kişi: "Bir şey olursa çaldır." dediği,
Tape:3914, 13.03.2008 tarihinde Faruk ile görüşmesinde özetle;İhsan: "..ben çıktım toplantıdan" , "Şeydeyim işte bu Ulusal Kanalın orda bir çıkış var ya bu ana caddeye..." , "Şey yapabildin mi ölçümü alabildin mi sen", Faruk: "Aldım aldım. Hesabını da yaptım 120 küsur.", İhsan: "O az ya. İnşallah kurtarır.", Faruk: " Yani 50 den, yani senin yaptığın 5 ten hesapladığım zaman 18 gibi bir rakam çıkıyor." , " Yani masraflar filan cartlar curtlar, kurtarır yani.", İhsan: "Evet. Iıı.. şey. Sen söyle. Önceki haber müdürleri, benim numarayla beraber tüymüş gitmiş.", "Adamlar şey ya. ben ne bileyim. Yani hakkaten milleti biraz anlıyorum ama kimse beni anlamıyo. Iıı. Yani ne diyorlar. Birileri beni Fethullahçı sanıyo, birileri beni JİTEM zannediyo, birileri beni MİT zannediyor., ya dur be kardeşim hiç birisi değilim. Bir tane işte normal, biraz cesur, biraz işte korkak olmayan, ıı yurt dışında çalışmış işçi ailesinin bir tene çocuğuyum. Biraz da deli doluyum, biraz asabiyim. Tamam mı", " Iıı.... Biraz da meraklı Melahatim karıştırıyorum bazı yerleri. Bir şey çıktı mıydı da getiriyorum devletime teslim ediyorum yani. Ama tabi inanmıyorlar" dediği,
Tape:3915,19.03.2008 tarihinde X Kişi (İstanbul İl Jandarma Komutanlığı adına kayıtlı telefonla konuşuyor) ile görüşmesinde özetle; İhsan: "Ha gardaş merhaba. Bi buluşalım senle ya, bir zaman ayır bana ya.", X Kişi: "Ya şimdi şöyle, ben sana zaman ayırayım da, ben ıı.. şimdi ben bu telefonu kullanıyorum ama ben onun görevine gelmedim.", "Önce onu söyliyeyim. Yani o senin konun da ıı.. benim de branşım da değil, ben ondan dedim, bir düşüneyim bakayım bizde bu işlerle ilgilenen kim var onları yönlendireyim diye.", "Ora Polis bölgesiyse polise veya savcılıkla bir diyalog kursanız, O arkadaş için, Daha iyi olur.", ihsan: "Vallaha öyle yapacam artık. Çünkü beni 2 buçak-3 sene önce o ben şuyum, buyum diye geldi, buluştuk. Benden bırak bilgi istemeyi bir tane sayfa evrak bile istemedi ki
ıı.. ben yurt dışında bu konuda korunuyorum. Hakkaten korunuyorum.", "Emniyet tarafından, daha doğrusu emniyet tarafından, daha doğrusu Alman İstihbaratı tarafından korunan kişiyim. Çünkü öldürül, onlar o örgütün ölüm listesindeyim ben.", "Hani bunları da bırak evrakı, televizyonlarda çıkmış bu haberler, çoktan çıktı yani Almanyada ve Türkiye'de", "Ve hala 3 senedir afedersin ıı.. şey kamu malı olduk, medyadan kaçıyorum, magazinden kaçıyorum, benim derdim magazin değil, benim derdim, bu örgüt askeriyeye sızmak üzere ki sızıyor, ticarete sızıyor, ıı.. anayasaya saldırı var, derdim bu evrakları bilirkişilere teslim etmek. Ben sivil insanım ben bu yükü daha fazla taşıyamıyacağım çünkü.", X Kişi: "Evet anlıyorum. Tabi tabi bence de adli makamlara veya ilgili kurumlara vermekte fayda var. O yüzden ben yani bu, biz biliyorsunuz normal tayin olunca bize tahsis edilen numaralar. Onlar gidiyor, yeni gelenlere diyorlar ki "al şu senin al şu senin" O konuyla pek ilgim alakam olmadığı için.", İhsan: "Evet. Evet ama o uluslar arası olaylarla ilgilenen birim hakkaten beni alsın, hatta bir odaya kapatsınlar, desinler ki "İhsan gel bakayım buraya", X Kişi: "İhsan ben açıklama şöyle yapsam daha iyi olur. Yani illa askerle, Jandarmadan biriyle görüşmek istiyorsanız", "Şube Müdürüyle olmazsa birgün bir gelin bir görüşün, o size gerekli yönlendirme yapar.", İhsan: "Şube Müdürü şeyde mi Leventte mi", X Kişi: "Bu ha ha Maslak'taki." dediği,
Tape:3916, 22.03.2008 tarihinde X Kişi ile görüşmesinde özetle;İhsan: "Ben şu anda Malta tarafmdayım aa Jandarmaya gidiyorum orda bi görüşmem toplantı var ondan sonra gelip şeye gitcem derneğe gitcem", X Kişi: "Jandaraıa'da ne işin var ya", İhsan: "Ara sıra gidiyorum oraya ben ya", "Ara sıra gidiyorum oraya rahatım yani bu konularda", X Kişi: "Tamam oldu tamam oldu konuşuruz" dediği,
Tape:3917, 22.03.2008 tarihinde Orhan ile görüşmesinde özetle;Orhan: "Sizle görüşmek istiyordum bu vazo için", İhsan: "Efendim ben şu an Maslak'tayım aa" , "Oraya gelmem herhalde benim 1 saati anca 1 saati bulur" dediği,
Tape:3918, 22.03.2008 tarihinde Ayşe Ceylan GEÇYOL ile görüşmesinde özetle; İhsan: "Bi 40 dakkaya falan orda olması lazım ee hani bi yaşlı bi amca var sakallı hatırlıyor musunuz geçen gelmişti Osman bey" , "Onu onu aa biz geç kalırsak içeriye al", "Hani onun da yanında otur yalnız bırakma", Ayşe Ceylan: "O geçen gün geçen gün gelen bey", İhsan'm Benim odama al ama yalnız bırakma" dediği,
Tape:3919, 25.03.2008 tarihinde Faruk ile görüşmesinde özetle; İhsan: "...şeye odaklansın abi gazeteci Sedat var ya", "Ona odaklansın ha çok acil", Faruk: "Hı hı tamam", İhsan: "Çünkü kaç mesaj geldi ee o adamın vakti geldi .... Savcılığa baş vurmam lazım ve", "Yaptığı pisliği çok net bir şekilde ortaya çıkarmam lazım", "Sedat burda önemli biliyorsun", "Oldu hadi odaklan ona", Faruk: "Tamam canım" dediği,
Tape:3920, 31.03.2008 tarihinde Ayşe Ceylan GEÇYOL ile görüşmesinde özetle; İhsan: "...benim büromda hani bu kendi özel evraklarımın olduğu bir plastik mavimsi akarteyon gibi çanta vardı ya hatırlıyor musun", "Şimdi o dosyanın yanma gitsene sen benim odaya doğru", Ayşe Ceylan: "Tamam gittim yanındayım", İhsan: "Onu lütfen şu an oturduğun yere al eline al oturduğun yere koy ve hep senin yanında olsun oldu mu", "Ona Faruk yaklaşmasın ellemesin" dediği,
Tape:3922, 07.04.2008 tarihinde İlkay ile görüşmesinde özetle; İhsan: "Şimdi telefon geldi hiç beklemediğim birisinden uzun zamandır. Iıı.. İbrahim DURUL diye birisi var.", "Hep bahsediyordum ya Jandarma İstihbaratındaki Yavuzla Ayşen'in arasındaki para
trafiği, konuşma trafiğini sağlayan kişi diye", "O kişi aradı beni. Arama saati hangi.................... işte o
numaradan aradı. Iıı.. A Ne U İbrahim diye kaydetmiştim zaten. Aradı, oba (aba) altından sopa gösterdi.", "İşte, binanın etrafında dolaşıyormuşsun, yanında adamlarla gelmişsin diyor.", "Şey var ya hani çete, çete benzetmesi var ya bana mafyaymışım ve saire.", "O daldan takılıyor. İşte o komşuyu Arzu hanımı rahatsız etmişsin diyor, hani taziye ziyareti rahatsız olarak görülüyor.", "Iıı.. yani ben bunu, şunu çıkarıyorum bu sonuçtan ıı.. demek ki ne beni nerden neyi deşmeye çalışcamı, nerde ne bilgi almaya çalışacağımı hani bir şeyleri